Cassif, İsrail'in ateşkesi ihlal ederek yaptığı son saldırılar, İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu'nun barış görüşmelerini tıkaması ve ABD'nin verdiği desteğe ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Filistin tarafının ocak ayından bu yana yürütülen barış görüşmelerinde ateşkesi sürdürmeye yakın tarafta olmasına karşılık İsrail yönetiminin başta Netanyahu olmak üzere görüşmeleri tıkamak ve var olan tıkanıklıkları çözümsüzlüğe sürüklemek üzere bir politika sergilediğinin altını çizen Cassif, bugün gelinen noktaya kadar pek çok kez ateşkesi ihlal edecek saldırılar gerçekleştirdiğini anlattı.

"Netanyahu'nun ateşkesin B aşamasına geçmekle ilgilenmediği başından beri çok açıktı"

Cassif, ateşkes sürecinde de İsrail tarafının anlaşmayı ikinci aşamaya taşımamasının bu çözümsüzlük ortamına katkı sağladığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"İsrail hükümetinin ve özellikle de Netanyahu'nun ateşkes anlaşmasının B aşamasına geçmekle ilgilenmediği başından beri çok açıktı. Çünkü Filistinliler bir yana, İsrailli rehinelerin refahı ve hayatından ziyade bir hükümet olarak kendi bekalarını ve kendi planlarını önemsiyorlardı. Yani aslında 'Gazze'deki soykırımı yenilemeye hazırız' dediler ve yaptıkları da tam olarak buydu.

Ateşkesin 16'ncı gününde, anlaşmaya göre B aşamasına ilişkin görüşmelerin başlaması gerekiyordu ancak İsrail bunu bilerek yapmaktan kaçındı. Ve yaklaşık 40 gün sonra, imzaladıkları anlaşmayı ihlal ettiler, daha da kötüsü bu soykırım saldırısını tekrar başlattılar. Gazze'de iki gün içinde çoğu sivil, en az dörtte biri çocuk olmak üzere yaklaşık 1000, belki de bugün daha fazlası Filistinliyi öldürdüler."

Özellikle bu çözümsüzlük ortamının İsrail tarafından yıllardır sistematik olarak sürdürüldüğüne dikkati çeken Cassif, bunun açıkça bir etnik temizlik planının parçası olduğunu kaydetti.

Cassif, 2017 yılında aşırı sağcı Bezalel Smotrich tarafından ilan edilen "soykırımcı planın bir parçası olarak" bugün bu saldırıların yaşandığını söyleyerek, "Gazze'deki soykırımın yanı sıra Batı Şeria'daki etnik temizliği de sürdürme niyetindeler. Smotrich'in 2017'de ilan ettiği soykırımcı planında olduğu gibi, işgal altındaki toprakların kontrolünü ele geçirme ve belki de ilhak etme politikalarının bir parçası olarak bu saldırılar sürüyor. Bu planın terörle mücadele adı altında uygulanması bir sahtekarlık ve yalandır." ifadelerini kullandı.

"Trump, Gazze'nin etnik temizliğini açıkça destekliyor"

Cassif, İsrail hükümeti ve Netanyahu'nun siyasetindeki esas meselenin bir barış sağlamak ya da İsrailli esirleri kurtarmaktan çok etnik temizlik olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

"Açıkçası, Trump ve genel olarak Amerikan emperyalizmi İsrail hükümetinin çok güçlü ve derin bir müttefikidir. Biden döneminde de durum aynıydı ancak şimdi hepsi ve özellikle Trump, Gazze'nin etnik temizliğini açıkça destekliyor. Gazze'ye yönelik soykırım saldırılarını sürdürmek için en kötü silahları sağladılar ve ardından Gazze'nin etnik temizliğini desteklediklerini ifade ettiler. Her ne kadar Trump tutarlı olmaktan uzak olsa da bir gün A derken diğer gün tam tersini söylese de temelde o ve yönetimi İsrail hükümetini ve onun zulümlerini, işlediği suçları tamamen destekliyor."

Netanyahu ve 8 İsrailli yetkiliye yolsuzluk ve saldırı suçlaması Netanyahu ve 8 İsrailli yetkiliye yolsuzluk ve saldırı suçlaması

Cassif, bugün Gazze ve Batı Şeria'da yürütülen şiddetli saldırıların ardında, Trump'ın sürgün planı olarak da adlandırılan "Filistinlilerin yaşamadığı bir Filistin" planının da olduğunun altını çizerek, bu saldırılarla Filistinlilerin direncini kırmak ve bu anlaşmayı onlara zorla kabul ettirmeyi amaçladıklarını aktardı.

İsrail'in, ABD'nin verdiği destek ile Gazze'de, Batı Şeria'da her türlü hukuksuzluğu işlediğini dile getiren Cassif, "Açıkçası bu, karşı çıkmamız gereken bir savaş suçu ve insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Ve elbette bunun da ötesinde, İsrailli rehinelerin kendi kaderlerine kurban edilmeleri var, çünkü İsrail'in umurunda değil. Bu soykırımcı vahşi saldırı, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmek için etnik temizlik ve soykırım ana planının bir parçasıdır." diye konuştu.

Cassif, İsrail ile Filistin arasındaki sorunun, İsrail'in uyguladığı veya ABD'nin planladığı gibi bir çözümle barışa ulaşamayacağının altını çizerek, mevcut saldırıların veya planlanan çözüm senaryolarının sorunları daha da derinleştireceğini savundu.

Tek ve en mümkün çözümün, iki halkın da kazançlı çıkabileceği bir senaryodan geçtiğini, siyaseten bunu savunmaya devam edeceklerini belirten Cassif, sözlerini şöyle tamamladı:

"ABD tarafı Gazze'ye yönelik soykırım saldırılarını sürdürmek için İsrail'e en kötü silahları sağladı ve ardından Gazze'nin etnik temizliğini desteklediklerini defalarca ifade etti. Ve tabii ki hiç şüphesiz bu soykırımcı vahşi saldırı, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmek için etnik temizlik ve soykırım ana planının bir parçasıdır. Ne olacağını söylemek zor. Açıkçası, ben ve arkadaşlarım, Trump'ın etnik temizlik planına tamamen karşıyım ve bunu önlemek için mümkün olan her şeyi yapacağız.

Ne yazık ki Filistin halkının devletleşmesi ve ulusal kendi kaderini tayin hakkı şu andan itibaren çok uzakta. Ama yıllardır bunun için mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz çünkü tek çözüm bu. Bu, diğer Filistinlilerle birlikte adil bir çözümdür ve aynı zamanda bu topraklarda yaşayan her iki halkın da faydalanacağı bir barışa ulaşmak için tek yoldur."